Prof. Dr. NECMİ GÜRSAKAL

AZ GİTTİK UZ GİTTİK

BİR SAYFA BOYU YOL GİTTİK

Yıl 1950. Şimdi Stadyum’un oradaki  sigorta binasının yerinde, Yağcı Cemal’in konağından doğumevine dönüşmüş ahşap bir yapı varmış  ve ben 1950 yılının 18 Ağustos’unda orada doğmuşum. 

AZ GİTTİK ÖZ GİTTİK

BİR SAYFA BOYU YOL  GİTTİK

Yıl 1950. Şimdi Stadyum’un oradaki sigorta binasının yerinde, Yağcı Cemal’in konağından doğumevine dönüşmüş ahşap bir yapı varmış ve ben 1950 yılının 18 Ağustos’unda orada doğmuşum.

İlk hatırladıklarım arasında, babam asker olduğu için dayımların Çatalfırın’daki evinde kalmamız ve bir gece deprem olduğu için bir süre bahçede kalıp şehrin karanlığına bakmamız var. Babam askerden döndükten sonra, Gece Mahallesi’nde bir evde kiracı olarak oturuyoruz. Kardeşim Nejat 1956 yılında o evde doğuyor. Ardından babaannem ölünce dedemin Fomora’daki evine (şimdi İller Bankası’nın olduğu yer) taşınıyoruz. İstiklâl ilkokulu’na giderek 1957 yılında eğitime başlıyorum. Dedem 1958 yılındaki çarşı yangınından önce ölüyor ve ev daha sonra yıkılacak olan Santral Garaj’a (şimdiki Kent Meydan’ı) giden yol açılacağı için istimlâk ediliyor.

 

1959 yılında şeftaliliklerle dolu olan Sırameşeler’de bir ev yapıp oraya taşınıyoruz. 1962 yılında kardeşim Neşe doğuyor ve ben İpekçilik’teki Süleyman Çelebi Ortaokulu’na başlıyorum. Edebiyata olan ilgimi öğretmenlerimden Muzaffer Alper anlıyor ve destekliyor. 1965 yılında Bursa Erkek Lisesi’ne yazılıyorum. O zamanki deyimle evdekilerin zoruyla lise fen koluna gidiyorum. Orada ise matematikçi rahmetli Şevket Ertunga’dan matematiğin ne olduğunu öğreniyorum.

1968 yılında ben Erkek Lisesi’ni bitirirken, terzi olan babamın işi konfeksiyonun gelişmesi ile bozuluyor ve babam işçi olarak Hollanda’ya gidiyor. Ben önce Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde okuyor ama daha sonra orayı bırakarak Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne 1972 yılında kaydoluyorum. Zor yıllar geçiriyoruz.

1976 yılında Akademi’de asistan oluyorum. Prof. Dr. Özer Serper ile birlikte çalışıyoruz. 1978 yılında Semra (Uzunca) ile evleniyorum. 1979 yılında oğlum, 1980 yılında ise bir kızım dünyaya geliyor. 1985 yılında bir deneme yarışmasında ikincilik ödülünü alıyorum, yerel gazetelere yazılar yazıyorum. Sonra doçentlik ve profesörlük geliyor, çok sayıda kitap ve makale ile uğraşıyorum. Radyo, televizyon, bilgisayar ve Internet’i gördük, yaşadık ve kullandık. Çok sayıda darbe gördük, yaşadık. Zorluklar her zaman vardı, bugün de var. Ancak, çok önemsediğimiz, çok kavgalar verdiğimiz hayatın özetinin aslında tek bir sayfaya sığması sizce de ilginç değil mi… İşte bütün hikaye bu. Galiba önemli olan, bunu hayattayken anlayabilmek. Anlayıp gereğini yapabildiysek ne mutlu bize…